Türkiye, yapay zekâ çağında tarihî bir tercihin eşiğindedir:
Ya başkalarının geliştirdiği modelleri kullanan ve verisini onların sistemlerine teslim eden bir ülke olarak kalacağız ya da kendi altyapısını, bilgi kaynaklarını ve yapay zekâ ekosistemini kuran bağımsız bir güç olacağız.
Çünkü geleceğin dünyasında bağımsızlık yalnızca sınırları, savunma sanayiini ve ekonomik kaynakları korumakla sağlanamayacak. Kendi verisini işleyemeyen, ilmî birikimini yapay zekâ sistemlerine aktaramayan ve teknolojisini kendi ihtiyaçlarına göre geliştiremeyen ülkeler, farkında olmadan başkalarının dijital düzenine bağımlı hâle gelecek.
Günümüzde bize ait verilerin önemli bir bölümü yabancı sistemlerde işleniyor. Çocuklarımız sorularını yabancı yapay zekâlara soruyor. Tarihimiz, kültürümüz ve inanç dünyamız çoğu zaman başkalarının seçtiği kaynaklar üzerinden anlatılıyor.
Yakın gelecekte bu sistemler yalnızca sorularımıza cevap vermeyecek; hangi bilginin önümüze geleceğini, neyi doğru kabul edeceğimizi ve dünyayı nasıl anlamlandıracağımızı da etkileyecek.
Bu nedenle yapay zekâ meselesi Türkiye için yalnızca teknolojik bir yarış değildir. Bu mesele; millî güvenlik, bilgi egemenliği, kültürel bağımsızlık ve ilmî hafızamızı koruma meselesidir.
Elbette Türkiye bu alanda sıfırdan başlamıyor. Yazma Eserler Kurumu, Millî Kütüphane, Devlet Arşivleri, Diyanet İşleri Başkanlığı, üniversiteler ve TÜBİTAK bünyesinde dijitalleştirme, açık erişim ve veri yönetimi çalışmaları yürütülüyor. Yüz binlerce yazma eser, arşiv belgesi, akademik yayın ve araştırma verisi dijital ortama aktarılıyor.
Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde geliştirilen EVREN Yapay Zekâ Platformu ise bu çalışmaların yapay zekâ alanında daha ileri bir aşamaya taşınması bakımından stratejik önem taşıyor.
Ancak EVREN’i doğru tanımlamak gerekiyor.
EVREN; ChatGPT, Claude veya Gemini gibi sıfırdan geliştirilmiş tek bir büyük dil modeli değildir. Farklı üreticilere ait açık ağırlıklı modelleri Türkiye’deki millî donanım üzerinde çalıştıran, yöneten ve kurumların kullanımına sunan uçtan uca bir yapay zekâ platformudur.
Platformda akıl yürütme ve kodlama için GLM, DeepSeek, Qwen ve MiMo ailelerinden modeller; hızlı sohbet, belge ve görsel analizi için Google’ın Gemma modeli yer alıyor. Bunlara görüntü ve video analizi, semantik arama, içerik güvenliği, OCR ve konuşmayı yazıya çevirme gibi görevlerde kullanılan farklı uzman modeller eşlik ediyor.
Daha somut ifade edersek EVREN’in filosunda GLM-5.3, DeepSeek-V4.1 Flash, Qwen3.8 Flash Next, MiMo-V2.6 Pro ve Gemma 4 31B gibi büyük modeller bulunuyor. Ayrıca Qwen3-VL görüntü ve video analizi; Qwen3 Embedding ve Reranker RAG ve semantik arama; Dots OCR ile DeepSeek OCR belge ve arşiv okuma; Qwen3 ASR ise ses kayıtlarını metne dönüştürme amacıyla kullanılabiliyor.
Böylece EVREN yalnızca sohbet eden bir sistem olmaktan çıkıyor; kod yazabilen, akıl yürütebilen, belgeleri tarayabilen, görüntü ve video inceleyebilen, konuşmaları yazıya çevirebilen çok modelli bir yapıya kavuşuyor.
EVREN’in donanım tarafında 64 adet NVIDIA H200 SXM GPU bulunuyor. Bu güçlü işlemciler, yüksek hızlı veri aktarımı sağlayan InfiniBand NDR 400G ağıyla birbirine bağlanıyor. Sistem, yabancı bulut hizmetlerine bağlı olmadan Türkiye’deki bare-metal sunucular üzerinde çalışıyor.
Arka planda modellerin yüksek performansla çalıştırılması için vLLM, eğitim görevlerinin yönetilmesi için Slurm, veri depolama süreçleri için MinIO ve kullanıcı yetkilendirmesi için Keycloak gibi teknolojiler kullanılıyor. OpenAI uyumlu API yapısı sayesinde kurumların mevcut yazılımları da tamamen baştan kurulmadan EVREN’e bağlanabiliyor.
Bunlar Türkiye açısından küçümsenmeyecek imkânlardır.
Ancak EVREN’in donanım gücünü ChatGPT ve Gemini’nin arkasındaki küresel altyapılarla karşılaştırırken gerçekçi olmak zorundayız.
ChatGPT tek bir merkezde veya birkaç GPU üzerinde çalışmıyor. OpenAI; Microsoft, Oracle, AWS, CoreWeave ve diğer ortakların farklı bölgelerdeki veri merkezlerinden yararlanıyor. Stargate programı kapsamında geliştirilen altyapı milyonlarca ileri seviye işlemciyi ve gigavatlarla ifade edilen enerji kapasitesini kapsıyor.
Google ise Gemini modellerini büyük ölçüde kendi geliştirdiği TPU işlemcileri üzerinde eğitiyor ve çalıştırıyor. Google’ın yeni nesil TPU altyapısı, tek bir süper kümede binlerce işlemciyi ve petabaytlarla ifade edilen yüksek hızlı belleği bir araya getirebiliyor.
Dolayısıyla EVREN’in 64 H200 GPU’suyla OpenAI ve Google’ın dünya çapındaki altyapıları arasında çok büyük bir kapasite farkı bulunuyor.
Fakat buradan “EVREN küçüktür ve önemsizdir.” sonucu çıkarılmamalıdır.
Tam tersine çıkarılması gereken sonuç şudur:
EVREN değerli bir başlangıçtır; fakat Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu seviyeye ulaşması için büyütülmeli, yeni işlemci yatırımlarıyla desteklenmeli ve ülke çapında kullanıma açılmalıdır.
EVREN’in asıl değeri, “Dünyanın en güçlü yapay zekâ modelini biz yaptık.” iddiasında değildir. Çünkü üzerinde çalışan temel modellerin önemli bölümü yabancı menşelidir. Millî olan; bu modellerin Türkiye’de çalıştırılması, verinin ülke içerisinde tutulması, altyapının Türkiye tarafından yönetilmesi ve gelecekte kendi modellerimizi geliştirebilecek bir zeminin kurulmasıdır.
Fakat güçlü bir altyapının kurulması da tek başına yeterli değildir.
Şimdi EVREN’in laboratuvarlardan ve sınırlı teknik çevrelerden çıkarılarak sahaya yayılması gerekiyor.
Üniversiteler, araştırma merkezleri, kamu kurumları, savunma sanayii şirketleri, belediyeler, hastaneler, teknoloji firmaları ve üretim tesisleri bu altyapıdan yararlanabilmelidir. Genç araştırmacılar, akademisyenler, girişimciler ve yazılım geliştiriciler EVREN üzerinde proje üretmeye teşvik edilmelidir.
Hastaneler sağlık verilerini yurt dışına çıkarmadan analiz edebilmeli; belediyeler şehir verileri üzerinde tahmin sistemleri kurabilmeli; üniversiteler Türkçe bilimsel modeller geliştirebilmeli; sanayi kuruluşları üretim hatlarını yapay zekâyla iyileştirebilmelidir.
Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, siyer ve İslam tarihi alanlarında oluşan büyük ilmî mirasımız da yapay zekânın anlayabileceği biçimde tasnif edilmelidir. Güvenilir eserleri kaynaklarıyla sunan, farklı görüşleri birbirine karıştırmayan ve bilmediği yerde “bilmiyorum” diyebilen uzman yapay zekâ asistanları geliştirilebilir.
Çünkü yapay zekâ binlerce kitabı tarayabilir ve milyonlarca belgeyi karşılaştırabilir; fakat insanın taşıdığı vicdanı, ahlaki sorumluluğu, hikmeti ve irfanı taşıyamaz. Son sözü yine ehil insan söylemelidir.
EVREN kapalı bir sistem olarak kalmamalı; güvenlik ve yetkilendirme şartları korunarak Türkiye’nin ortak yapay zekâ üretim merkezlerinden biri hâline getirilmelidir.
Türkiye’nin yapması gereken yalnızca EVREN’i kurmak değil; onu büyütmek, üniversiteye, sanayiye, kamuya, girişimciye ve hayatın her alanına taşımaktır.
EVREN henüz Türkiye’ye ait bağımsız bir temel dil modeli değildir. Fakat doğru yatırımlar, güvenilir veriler, yetişmiş insan gücü ve geniş bir kullanım ekosistemiyle Türkiye’nin kendi modellerini geliştirmesinin güçlü bir başlangıcı olabilir.
Çünkü yapay zekâ çağında yalnızca toprağını değil; verisini, bilgisini, teknolojisini ve ilmî hafızasını koruyabilen milletler bağımsız kalacaktır.
Yapay zekâ hüküm makamı değil, insanın ve ilmin hizmetkârı olmalıdır.
İnsanın yerine değil, insanlığın hizmetine…
Taşkın Koçak
