BLOCKCHAIN İLE TARLADAN SOFRAYA
Blokzincir ile Türkiye’nin Yeni Tarım Mimarisi
Bir Ürünün Hafızasından Türkiye’nin Tarımsal Hafızasına
Türkiye’nin tarım meselesini bu yazı dizisi boyunca farklı yönleriyle ele aldık.
Neyi üreteceğiz?
Nerede üreteceğiz?
Ne kadar üreteceğiz?
Toprağı ve suyu nasıl daha doğru kullanacağız?
Çiftçinin pazarlık gücünü nasıl artıracağız?
Üretici ile gerçek talebi nasıl buluşturacağız?
Tarladan rafa kadar fiyatın nerede oluştuğunu nasıl göreceğiz?
Yapay zekâyla 15 gün, 30 gün, hatta daha ilerisini nasıl öngöreceğiz?
Serinin finalinde bütün bu soruları birbirine bağlayan son halkaya geliyoruz:
GÜVEN, İZLENEBİLİRLİK VE HAFIZA
Geleceğin tarımında yalnızca üretmek yetmeyecek.
Ürettiğimiz ürünün nereden geldiğini, nasıl üretildiğini, hangi şartlarda taşındığını, nerelerde beklediğini ve tüketiciye ulaşıncaya kadar hangi süreçlerden geçtiğini de bilmek zorundayız.
Bir domates düşünün.
Nerede yetişti?
Hangi parselden çıktı?
Hangi tohum veya fide kullanıldı?
Ne zaman dikildi?
Ne kadar su tüketildi?
Hangi gübreler kullanıldı?
Hangi bitki koruma ürünleri uygulandı?
Ne zaman hasat edildi?
Analizden geçti mi?
Hangi tesiste paketlendi?
Hangi depoda bekledi?
Hangi sıcaklıkta taşındı?
Soğuk zincir korundu mu?
Kaç kilometre yol yaptı?
Hangi dağıtım merkezlerinden geçti?
Üretici kaça sattı?
Hangi market rafına ulaştı?
Bir problem çıktığında kaynağına ne kadar sürede ulaşabiliyoruz?
Bugün bu bilgilerin önemli bir bölümü farklı kurumlarda, farklı şirketlerde ve farklı dijital sistemlerde bulunabilir.
Mesele yalnızca bu bilgileri toplamak değildir.
Asıl mesele, bütün bu verileri ürünün tarladan sofraya kadar uzanan tek bir dijital hayat hikâyesinde birleştirmektir.
Bunun adına:
TARIMSAL DİJİTAL PASAPORT
diyebiliriz.
Blockchain ise bu pasaportun güven ve doğrulama katmanlarından biri olabilir.
BLOCKCHAIN KRİPTO PARA DEĞİLDİR
Blockchain denildiğinde insanların aklına çoğunlukla Bitcoin ve kripto paralar geliyor.
Tarım açısından bizi ilgilendiren tarafı ise çok farklıdır.
Blockchain, birden fazla tarafın oluşturduğu kayıtların zaman damgalı, doğrulanabilir ve geçmişinin sonradan keyfî biçimde değiştirilmesi zor bir kayıt zincirinde tutulmasını sağlayabilir.
Çiftçi üretim bilgisini kaydeder.
Üretici örgütü kendi işlemini ekler.
Laboratuvar analiz sonucunu sisteme işler.
Paketleme tesisi ürünü kaydeder.
Soğuk hava deposu giriş, çıkış ve sıcaklık verilerini ekler.
Nakliyeci taşıma bilgisini oluşturur.
İhracatçı veya perakendeci kendi aşamasını sisteme işler.
Ürün tarladan sofraya doğru ilerlerken arkasında doğrulanabilir bir dijital iz bırakır.
Blockchain’in tarımdaki asıl değeri burada ortaya çıkar:
ORTAK HAFIZA, DOĞRULANABİLİR KAYIT VE GÜVEN
BİR ÜRÜN, TEK DİJİTAL KİMLİK
Türkiye için hedef çok net olmalıdır:
Ticari tarım zincirine giren her ürün partisi, tarladan sofraya kadar izlenebilen tek bir dijital kimliğe sahip olmalıdır.
Domates tarladan çıktığında aynı kimlik.
Paketleme tesisinde aynı kimlik.
Depoya girdiğinde aynı kimlik.
Kamyon yola çıktığında aynı kimlik.
Hale ulaştığında aynı kimlik.
İhracata gittiğinde aynı kimlik.
Market rafına geldiğinde aynı kimlik.
Ürünün fiziksel yolculuğunun yanında artık bir de dijital yolculuğu olur.
Sistem bilir:
Nerede üretildi?
Ne zaman hasat edildi?
Hangi kalite sınıfına girdi?
Analiz sonucu neydi?
Nerede paketlendi?
Nerede depolandı?
Hangi araçla taşındı?
Soğuk zincir korundu mu?
Hangi satış kanalına ulaştı?
Ürünün artık yalnızca bir fiyat etiketi yoktur.
BİR HAFIZASI VARDIR
QR KODU OKUT, ÜRÜNÜN GEÇMİŞİNİ GÖR
Marketten bir ürün aldığınızı düşünün.
Ambalajdaki QR kodunu telefonunuzla okutuyorsunuz.
Karşınıza örneğin şu bilgiler geliyor:
Üretim bölgesi: Antalya
Hasat tarihi: 12 Ağustos
Ürün çeşidi: X
Üretici örgütü: X
Analiz durumu: Uygun
Paketleme tarihi: X
Soğuk zincir: Korundu
Tarladan rafa geçen süre: X gün
Her bilginin herkese açık olması elbette gerekmez.
Kişisel veriler korunmalıdır.
Ticari sırlar korunmalıdır.
Tüketici başka bilgiyi görür.
Üretici başka bilgiyi.
Market başka bilgiyi.
Denetçi başka bilgiyi.
Bakanlık başka bilgiyi.
Bütün tarafların dayandığı temel kayıt ise aynı doğrulanabilir veri zincirinden gelir.
Bu yalnızca ürün takibi değildir.
ÜRÜNE DUYULAN GÜVENİN DİJİTALLEŞMESİDİR
SORUNLU ÜRÜNÜ HIZLA BULABİLMEK
Bir markette satılan ürün partisinde ciddi bir kalıntı problemi tespit edildiğini düşünelim.
Hangi üretim alanından geldi?
Hangi tarihte hasat edildi?
Hangi tesiste paketlendi?
Hangi depoda bekledi?
Hangi araçlarla taşındı?
Hangi dağıtım merkezlerine gitti?
Hangi satış noktalarına ulaştı?
Güçlü bir dijital izlenebilirlik sistemi bu zincirin geriye doğru çok daha hızlı takip edilmesini sağlayabilir.
Böylece:
“Türkiye’deki domateste problem var.”
demek yerine:
“Şu üretim partisinde problem tespit edildi.”
denilebilir.
Sorunlu parti geri çağrılır.
Tüketici korunur.
Sağlam üretici haksız yere zarar görmez.
İhracat pazarında Türkiye’nin itibarı korunur.
Devlet çok daha hızlı hareket eder.
Gıda güvenliğinde asıl güç, yalnızca problemi tespit etmek değildir.
PROBLEMİN KAYNAĞINA HIZLA ULAŞABİLMEKTİR
BLOCKCHAIN TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR
Teknolojiyi olduğundan büyük göstermemek gerekiyor.
Blockchain kendisine girilen yanlış bilgiyi kendiliğinden doğru hâle getirmez.
Yanlış veri girilirse yanlış veri güvenli biçimde kaydedilmiş olur.
Bu nedenle geleceğin tarım sistemi yalnızca Blockchain’den oluşamaz.
Sensörler gerekir.
IoT cihazları gerekir.
Uydu görüntüleri gerekir.
Meteorolojik veriler gerekir.
Laboratuvar sistemleri gerekir.
GPS gerekir.
Elektronik kantarlar gerekir.
Soğuk zincir sensörleri gerekir.
Dijital ticari kayıtlar gerekir.
Bütün bu verileri analiz edecek yapay zekâ gerekir.
Yeni tarım mimarisini üç cümlede özetlemek mümkündür:
SENSÖRLER GERÇEKLİĞİ ÖLÇER
BLOCKCHAIN KAYDI VE GÜVENİ GÜÇLENDİRİR
YAPAY ZEKÂ VERİDEN ANLAM VE ÖNGÖRÜ ÜRETİR
Bu üç katman birleştiğinde ortaya yalnızca bir ürün takip sistemi çıkmaz.
TÜRKİYE’NİN TARIMSAL HAFIZASI ORTAYA ÇIKAR
BİR DOMATESİN HAFIZASINDAN TÜRKİYE’NİN TARIMSAL HAFIZASINA
Meselenin asıl büyük tarafı burada başlıyor.
İlk bakışta yalnızca bir domatesi takip ediyoruz.
Bir yıl düşünün.
Milyonlarca ürün partisinin verisi oluşuyor.
Beş yıl düşünün.
On yıl düşünün.
Sistem artık yalnızca:
“Bu domates nereden geldi?”
sorusunun cevabını bilmiyor.
Türkiye şunu öğrenmeye başlıyor:
Hangi toprakta hangi ürün daha yüksek kalite verdi?
Hangi tohum hangi iklim şartlarında daha başarılı oldu?
Hangi sulama yöntemi daha az suyla daha yüksek verim sağladı?
Hangi gübreleme programı hangi toprakta daha başarılı oldu?
Hangi hava şartları hangi hastalıkları tetikledi?
Hangi hasat zamanı ürünün raf ömrünü uzattı?
Hangi depolama şartları fireyi azalttı?
Hangi lojistik güzergâhı maliyeti düşürdü?
Hangi üretim bölgesi hangi pazarda daha yüksek değer oluşturdu?
Hangi uygulama çiftçinin gelirini gerçekten artırdı?
Sistemin anlamı tam burada değişir.
BİR ÜRÜNÜN HAFIZASINI OLUŞTURMAKLA BAŞLARIZ
MİLYONLARCA ÜRÜNÜN HAFIZASINI BİRLEŞTİRDİĞİMİZDE TÜRKİYE’NİN TARIMSAL HAFIZASINI OLUŞTURURUZ
Bu hafıza yapay zekâyla birleştiğinde Türkiye yalnızca geçmişi kaydeden bir ülke olmaktan çıkar.
GEÇMİŞİNDEN ÖĞRENEREK GELECEĞİNİ ÖNGÖREN BİR ÜLKEYE DÖNÜŞÜR
BU TOPRAKTA GELECEK YIL NE ÜRETMELİYİZ?
Bir üretim havzasının yıllara yayılan verisini düşünün.
Toprak yapısını biliyoruz.
Su kapasitesini biliyoruz.
Yağışı biliyoruz.
Sıcaklığı biliyoruz.
Geçmiş üretimleri biliyoruz.
Verimi biliyoruz.
Hastalık geçmişini biliyoruz.
Girdi maliyetlerini biliyoruz.
Pazar fiyatlarını biliyoruz.
Lojistik maliyetlerini biliyoruz.
Tüketim eğilimlerini biliyoruz.
İhracat talebini biliyoruz.
Yapay zekâya artık sadece:
“Geçen yıl ne oldu?”
diye sormayız.
Şunu sorarız:
BU TOPRAKTA GELECEK YIL NE ÜRETMELİYİZ?
Hangi ürün?
Ne kadar?
Hangi tarihte?
Ne kadar suyla?
Hangi risklerle?
Hangi pazara?
Hangi tahmini maliyetle?
Hangi beklenen gelirle?
Tarım teknolojisi bu noktada kayıt sisteminden çıkarak karar sistemine dönüşür.
TEPKİ VEREN TARIMDAN ÖNGÖREN TARIMA GEÇİŞ TAM OLARAK BUDUR
GEÇMİŞİ BLOCKCHAIN, BUGÜNÜ SENSÖRLER, GELECEĞİ YAPAY ZEKÂ
Sistemin çalışma mantığını çok basit anlatabiliriz.
Blockchain geçmişteki kritik işlemlerin doğrulanabilir kaydını güçlendirir.
Sensörler bugün ne olduğunu ölçer.
Yapay zekâ yarın ne olabileceğini öngörmeye çalışır.
Bir bölgede gübre kullanımı olağan dışı yükseldi.
Sistem uyarır.
Bir soğuk hava aracının sıcaklığı kabul edilen sınırların dışına çıktı.
Sistem uyarır.
Bir ürünün beyan edilen miktarı ile üretim alanının tahmini kapasitesi arasında ciddi fark oluştu.
Sistem uyarır.
Bir bölgede hastalık riski yükseldi.
Sistem uyarır.
On gün sonra belirli bir üründe arz fazlası ihtimali oluştu.
Sistem uyarır.
İki hafta sonra İstanbul’da belirli bir üründe arz daralması riski ortaya çıktı.
Sistem uyarır.
Artık yalnızca:
“Ne oldu?”
sorusuna cevap vermiyoruz.
Üç soruyu birlikte soruyoruz:
NEDEN OLDU?
NE OLACAK?
BUGÜN NE YAPMALIYIZ?
Tarımda gerçek dijital dönüşüm budur.
TARLADAN RAFA MALİYET PASAPORTU
Bir önceki yazıda önerdiğimiz Tarladan Rafa Maliyet Pasaportu da bu mimarinin parçası olmalıdır.
Üretici fiyatı.
Toplama.
Sınıflandırma.
Ambalaj.
Depolama.
Soğuk zincir.
Nakliye.
Hal ve komisyon.
Fire.
Perakende operasyonu.
Raf fiyatı.
Bunların uygun bölümleri doğrulanabilir dijital işlemler üzerinden takip edilebildiğinde:
“Tarlada 10 lira olan ürün neden rafta 50 lira?”
sorusuna tahminlerle değil, verilerle yaklaşabiliriz.
Temel ilkemiz burada da değişmiyor:
DEVLET FİYAT BELİRLEYEN DEĞİL, FİYATIN NASIL OLUŞTUĞUNU GÖREN DEVLET OLMALIDIR
Blockchain fiyat belirlemez.
Fiyatın oluştuğu zincirin daha güvenilir biçimde izlenmesine yardımcı olur.
TÜRKİYE ÜRÜNLE BİRLİKTE GÜVEN DE İHRAÇ ETMELİ
Bu sistemin etkisi yalnızca iç piyasayla sınırlı değildir.
Malatya kayısısı.
Aydın inciri.
Antep fıstığı.
Taşköprü sarımsağı.
Ezine peyniri.
Bir ürünün gerçekten beyan edilen bölgeden geldiğini dijital olarak doğrulayabildiğimizi düşünün.
Organik ürünlerde de aynı durum geçerlidir.
Etikete “organik” yazmak başka şeydir.
ORGANİK ÜRETİM ZİNCİRİNİ DOĞRULAYABİLMEK BAŞKA ŞEYDİR
Bir Alman alıcı…
Bir Japon market zinciri…
Bir Körfez ülkesi ithalatçısı…
Türkiye’den aldığı ürünün yetkisi dâhilinde dijital geçmişini görebilmeli.
Türkiye artık yalnızca:
“Ürünümüz kalitelidir.”
dememeli.
Şunu söyleyebilmelidir:
İŞTE ÜRÜNÜN DOĞRULANABİLİR HAYAT HİKÂYESİ
Bu artık yalnızca gıda güvenliği değildir.
Türkiye’nin tarımsal itibarıdır.
Türkiye ürününün arkasına doğrulanabilir dijital güven koyabilirse dünyaya sadece ürün satmaz.
GÜVEN DE İHRAÇ EDER
AKILLI SÖZLEŞMELER: SÖZÜ VERİYE BAĞLAMAK
Bir üretici örgütü ile büyük bir alıcı arasında sözleşme yapıldığını düşünelim.
5.000 ton ürün.
Belirli kalite standardı.
Belirli teslim tarihi.
Belirli sıcaklık şartları.
Belirli analiz kriterleri.
Ürün teslim edildi.
Elektronik kantar miktarı doğruladı.
Laboratuvar kaliteyi doğruladı.
Soğuk zincir sensörleri taşıma şartlarının sağlandığını gösterdi.
Teslim kabul edildi.
Önceden belirlenmiş koşullar gerçekleştiğinde mutabakat ve ödeme süreçlerinin belirli bölümleri otomatikleştirilebilir.
Çiftçi açısından bunun anlamı büyüktür:
“Ürünümü teslim ettim, param ne zaman gelecek?”
sorusu azalabilir.
Alıcı açısından da ürünün sözleşme şartlarına uygunluğu daha objektif verilerle değerlendirilebilir.
SÖZLEŞME SÖZE DEĞİL, VERİYE BAĞLANIR
BÜTÜN SİSTEMİ BİRLEŞTİRELİM
Serinin finaline gelmemizin sebebi tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Toprağın ve suyun kabiliyetini belirledik.
Hangi bölgede hangi üretimin daha doğru olduğunu konuştuk.
İl, ilçe, havza ve parsel ölçeğinde tarımsal kimlik fikrini ortaya koyduk.
Üretimi planlamayı konuştuk.
Çiftçinin pazarlık gücünü artırmayı ele aldık.
Üretici örgütlerini gerçek ticari güçlere dönüştürmeyi önerdik.
Millî Tarım Pazarı ile üretici ve alıcıyı aynı dijital zeminde buluşturduk.
Tarladan Rafa Maliyet Pasaportu ile fiyatın nasıl oluştuğunu görünür hâle getirdik.
Yapay zekâyla:
“15 gün sonra ne olacak?”
sorusunu sorduk.
Blockchain ile bu yapının üzerine güven ve izlenebilirlik katmanını koyduk.
Ortaya çıkan veriyi yeniden yapay zekâya verdiğimizde ise:
MİLLÎ TARIM ZEKÂSI
oluşmaya başlıyor.
Sistem artık kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşüyor.
Üretim veri oluşturur.
Veri hafıza oluşturur.
Hafıza yapay zekâyı besler.
Yapay zekâ öngörü oluşturur.
Öngörü bir sonraki üretim kararını iyileştirir.
Yeni üretim yeni veri oluşturur.
Döngü yeniden başlar.
HER HASAT, BİR SONRAKİ HASADI DAHA AKILLI HÂLE GETİRİR
TÜRKİYE’NİN TARIMSAL DİJİTAL OMURGASI
Ortaya çıkan yapı artık tek bir uygulama değildir.
Türkiye tarımının dijital işletim sistemi olarak düşünülebilecek bir mimaridir.
TOPRAK VE SU
Nerede, ne üretilebilir?
↓
MİLLÎ TARIM ZEKÂSI
Ne kadar ve ne zaman üretilmeli?
↓
ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ
Çiftçinin ekonomik gücü nasıl birleştirilmeli?
↓
MİLLÎ TARIM PAZARI
Üretici ile gerçek talep nasıl buluşmalı?
↓
AKILLI LOJİSTİK
Ürün nasıl taşınmalı ve depolanmalı?
↓
TARLADAN RAFA MALİYET PASAPORTU
Fiyat nerede ve neden oluşuyor?
↓
BLOCKCHAIN
Ürünün yolculuğu ve kritik işlemler nasıl doğrulanabilir hâle getirilmeli?
↓
YAPAY ZEKÂ
Geçmişten ne öğreniyoruz, yarın ne olabilir?
↓
YENİ ÜRETİM KARARI
Döngü yeniden başlar.
HER HASAT TÜRKİYE’NİN TARIMSAL ZEKÂSINI BÜYÜTÜR
TÜRKİYE’NİN YENİ TARIM DENKLEMİ
TOPRAK
- SU
- ÇİFTÇİNİN TECRÜBESİ
- ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ
- DİJİTAL PAZAR
- AKILLI LOJİSTİK
- SENSÖRLER
- ŞEFFAF VERİ
- BLOCKCHAIN
- YAPAY ZEKÂ
= ÖĞRENEN VE ÖNGÖREN TÜRKİYE TARIMI
Ulaşmamız gereken seviye tam olarak budur.
Sadece dijital tarım değil.
Sadece akıllı tarım değil.
ÖĞRENEN TARIM
Gerçek zekâ yalnızca veri toplamak değildir.
GEÇMİŞTEN ÖĞRENEREK BİR SONRAKİ KARARI DAHA DOĞRU VEREBİLMEKTİR
SON SÖZ
Tarım yalnızca çiftçinin meselesi değildir.
Tarım;
gıda güvenliğidir.
Su güvenliğidir.
Enflasyondur.
İhracattır.
Kırsal kalkınmadır.
Stratejik bağımsızlıktır.
Nihayetinde millî güvenliktir.
Türkiye’nin tarımını yalnızca traktör, tarla, gübre ve hasat üzerinden düşünme dönemi geride kalmalıdır.
Toprağın binlerce yıllık bilgisini çağın teknolojisiyle buluşturmak zorundayız.
Çiftçinin tecrübesini yapay zekâyla…
Üretimi veriyle…
Pazarı dijital sistemlerle…
Lojistiği sensörlerle…
Gıda güvenliğini izlenebilirlikle…
Bütün zincirin güvenini Blockchain ile güçlendirebiliriz.
Bütün bunların merkezinde teknoloji yoktur.
İNSAN VARDIR
Çiftçi vardır.
Tüketici vardır.
Toprak vardır.
Su vardır.
Türkiye’nin gıda güvenliği vardır.
Teknoloji bunların hizmetinde olduğu ölçüde değerlidir.
Hedefimiz Türkiye’yi yalnızca çok üreten değil;
NE ÜRETECEĞİNİ BİLEN,
NEREDE ÜRETECEĞİNİ BİLEN,
NE KADAR ÜRETECEĞİNİ ÖNGÖREN,
ÜRETTİĞİNİ İZLEYEN,
MALİYETİNİ GÖREN,
PAZARINI YÖNETEN,
GEÇMİŞİNDEN ÖĞRENEN,
ÜRÜNÜNÜN GÜVENİNİ DÜNYAYA İSPATLAYABİLEN
bir tarım ülkesi oluşturmaktır.
Market rafındaki bir domatese baktığımızda artık yalnızca bir domates görmeyiz.
O domatesin arkasında toprağı, suyu, çiftçinin emeğini, üretim bilgisini, laboratuvarını, deposunu, lojistiğini, pazarını, ihracatını ve Türkiye’nin tarımsal hafızasını görürüz.
Bir ürünün dijital hafızasını oluşturmakla başlarız.
Milyonlarca ürünün hafızası birleşir.
Türkiye’nin tarımsal hafızası oluşur.
Bu hafıza büyüdükçe sistem geçmişinden öğrenir.
Öğrendiğini yeniden toprağa taşır.
Her yeni hasatta bir sonraki üretim kararı daha güçlü hâle gelir.
Bu yazı dizisinin başından beri anlatmaya çalıştığım düşünce burada tamamlanıyor:
TÜRKİYE’NİN MESELESİ SADECE DAHA ÇOK ÜRETMEK DEĞİL; TOPRAKTAN SOFRAYA KADAR BÜTÜN DEĞER ZİNCİRİNİ AKILLA YÖNETMEKTİR
Geleceğin tarımında ülkeler yalnızca kaç milyon ton ürettikleriyle yarışmayacak.
ÜRETTİKLERİ HER TONU NE KADAR İYİ YÖNETTİKLERİ, İZLEDİKLERİ, ÖĞRENDİKLERİ VE DEĞERE DÖNÜŞTÜRDÜKLERİYLE YARIŞACAKLAR
Türkiye bu yarışta geriden gelmek zorunda değildir.
Toprağımız var.
Üreticimiz var.
Coğrafyamız var.
Tecrübemiz var.
Teknolojimiz var.
Bütün bunları birbirinden bağımsız parçalar olmaktan çıkarıp tek bir millî tarım aklına dönüştürme zamanıdır.
Geleceğin güçlü ülkesi yalnızca toprağı olan ülke değildir.
TOPRAĞINI TANIYAN, ÜRETİMİNİ ÖNGÖREN, ÜRÜNÜNÜ İZLEYEN, GEÇMİŞİNDEN ÖĞRENEN VE DEĞER ZİNCİRİNİ YÖNETEBİLEN ÜLKEDİR
Bu serinin finalinde bütün meseleyi tek bir cümlede toplamak mümkündür:
HER HASAT SADECE ÜRÜN DEĞİL, BİR SONRAKİ HASADI DAHA AKILLI YAPACAK BİLGİ DE ÜRETMELİDİR
Taşkın Koçak
Türkiye Düşünce Platformu Başkanı
Araştırmacı-Yazar
