GELECEĞİN BELEDİYESİ: BAŞKAN, YAPAY ZEKÂ VE DEĞİŞEN YÖNETİM

Şehri anlık izleyen, rutin işleri yetkisi içinde yürüten, kritik kararlarda onay bekleyen bir dijital yönetim ikizi… Belediyecilik böyle bir dönüşüme hazır mı?

Sabah saat 07.30.

Belediye başkanının telefonuna gece raporu geliyor:

“Su şebekesindeki olağandışı basınç değişimi üzerine kontrol görevi açıldı. Saha ekibi kaçağı doğruladı, müdahale sürüyor.”

“Arızası doğrulanan sokak aydınlatmaları bakım programına alındı.”

“Geciken temizlik işleri ilgili yöneticilere bildirildi. Tamamlananlar kayıt altına alındı.”

Ardından şu cümle beliriyor:

“Yetkim içindeki rutin işlemler yürütüldü. Üç konu kararınızı bekliyor.”

İlk konu, iki kurumun aynı cadde üzerindeki çalışmalarının çakışması.

İkincisi, belirlenen sınırı aşacak bir bakım gideri.

Üçüncüsü ise başkanın seçim döneminde söz verdiği büyük proje.

Sistem, projenin gelecek yıllardaki işletme yükünü incelemiş, alternatiflerle karşılaştırmış ve yeniden değerlendirilmesini önermiş.

Başkan henüz makamına gitmedi.

Fakat hangi işlerin ilerlediğini, nerede aksama olduğunu ve hangi kararların kendisini beklediğini biliyor.

Geleceğin belediyesini, bu çalışma düzeni üzerinden düşünmeye başlamalıyız.

Bu bir gelecek senaryosu. Her belediyede hazır bulunan veya tek bir yazılım satın alınarak kurulabilecek bir yapıdan söz etmiyoruz. Güvenilir veri, teknik altyapı, yetkin çalışanlar ve açık yetki kuralları gerektiren bir dönüşümü tartışıyoruz.

Seçilmiş başkanın, belediye meclisinin ve kamu görevlilerinin sorumluluğu devam ediyor. Yapay zekâ, yönetimin bilgiye ulaşma, karar hazırlama, uygulama ve denetim biçimini değiştiriyor.

Şehrin bilgileri aynı merkezde buluşursa

Bir belediyede çok sayıda kayıt bulunur.

Su arızası bir sistemdedir. Yol bakım programı başka bir dosyadadır. Vatandaşın şikâyeti çağrı merkezindedir. Ödeme bilgisi mali hizmetlerdedir.

Her birim kendi işini yürütürken aynı cadde birkaç ay içinde yeniden kazılabilir.

Şimdi bu bilgilerin, ilgili kurumlarla gerekli iş birliği de sağlanarak ortak bir yönetim merkezinde buluştuğunu düşünün.

Şehrin dijital haritasında bağlantısı kurulmuş hizmetler izleniyor. Çalışan araçlar, müdahale bekleyen arızalar, geciken işler ve ulaşım yoğunluğu görülüyor. Mali kayıtlar güncellendikçe bütçenin gerçekleşme durumu takip ediliyor.

Hangi bilginin anlık, hangisinin eski veya eksik olduğu da açıkça belirtiliyor.

Başkan sisteme soruyor:

“Bu sabah şehrin en acil üç sorunu ne?”

Önüne bir şikâyet yığını gelmiyor. Sorunların dayanakları, etkilenen hizmetler, sorumlu birimler ve müdahale seçenekleri sunuluyor.

Ardından başka bir soru:

“Bugün yaptığımız hangi iş, gelecek ay yeniden yapılmak zorunda kalabilir?”

Yapay zekâ; çalışma takvimlerini, bakım kayıtlarını ve planlanan yatırımları ilişkilendirerek olası çakışmaları işaretleyebilir.

Bir sokağı yeniden kazmanın maliyeti yalnızca asfalt değildir. Esnafın kaybı, vatandaşın zamanı ve kamuya duyulan güven de o çukura girer.

Akıllı şehir anlayışı, toplanan veriler kararları ve hizmetleri iyileştirdiğinde gerçek karşılığını bulur.

Başkanın dijital yönetim ikizi

Sistem zamanla şehrin işleyişinin yanında başkanın yönetim yaklaşımına da uyarlanabilir.

Hangi konularda ek inceleme istediğini, hangi hizmetlere öncelik verdiğini ve hangi kararların mutlaka önüne gelmesi gerektiğini öğrenebilir.

Bu öğrenmenin dayanağı; geçmiş kararlar, verilen geri bildirimler ve açıkça tanımlanmış yönetim ilkeleridir.

Böylece bir dijital yönetim ikizi ortaya çıkar.

Bu ifade, başkanın karakterini kusursuz biçimde kopyalayan bir makine anlamına gelmez. Çalışma yaklaşımını tanıyan ve kurumsal kurallar içinde destek sağlayan bir sistemi anlatır.

Başkan toplantıdayken geciken işleri takip eder.

Sahadayken ilgili birimler arasında bilgi akışını sürdürür.

Gece dinlenirken önceden yetkilendirildiği kontrol ve bakım görevlerini başlatabilir.

Ancak başkanın geçmişte bir kararı vermiş olması, sistemin benzer her durumda onun adına hareket edebileceği anlamına gelmez.

Sistem, başkanın neyi tercih edebileceğini tahmin edebilir; işlem yapma yetkisini açık ve hukuka uygun yetkilendirmeden almalıdır.

Üstelik iyi bir dijital ikiz, geçmiş kararları sorgusuz tekrarlamamalıdır.

Gerektiğinde şöyle diyebilmelidir:

“Daha önce benzer durumda bu seçeneği tercih ettiniz. Ancak koşullar değişti. Mevcut veriler farklı bir seçeneğin değerlendirilmesini gerektiriyor.”

Yönetimin hafızasını korurken değişen şartları gösterebilmesi, böyle bir sistemin en değerli işlevlerinden biri olacaktır.

Her iş için yeniden talimat beklenmez

Belediyelerde bazı rutin işler, tekrar tekrar yönlendirme beklediği için yavaşlar.

Arızası doğrulanmış bir aydınlatma için bakım kaydı açılması, geciken işin sorumlusuna hatırlatılması veya planlı yol çalışmasının ilgili birimlere bildirilmesi…

Bu işlemlerin bir bölümü, önceden belirlenen kurallar içinde otomatik yürütülebilir.

Sistem görevi oluşturur, yetkili ekibe iletir, ilerleyişi izler ve gecikme varsa ilgili yöneticiye bildirir.

Yeni bir durumla karşılaştığında ise durur:

“Bu işlem yetki sınırımın dışında. Seçenekleri hazırladım. Onay gerekiyor.”

Hangi işlemin otomatik yapılabileceği, harcama sınırları, kimlerin bilgilendirileceği ve hangi durumda insan kararı gerekeceği önceden tanımlanır.

Bakım ekibine kontrol görevi açmakla ihale kararı vermek aynı yetkiyle yürütülemez. Eksik belgeyi hatırlatmakla bir ailenin yardımını kesmek de aynı şekilde ele alınamaz.

Her işlem kaydedilir. Yetkili kişi müdahale edebilir. Kritik hizmetlerde sistem arızasına karşı alternatif çalışma düzeni bulunur.

Başkanın her küçük işi başlatması gerekmeyebilir. Fakat kimin, hangi yetkiyle, ne yaptığı her zaman belli olmalıdır.

Sorun büyümeden müdahale imkânı

Su şebekesindeki basınç değişimleri, bir araçta tekrarlanan bakım ihtiyacı veya bir tesisin açıklanamayan enerji tüketimi…

Bu kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde yaklaşan bir sorunun işaretleri görülebilir.

Yapay zekâ, uygun ölçüm altyapısı ve geçmiş verilerle bakım önceliklerini belirlemeye yardımcı olabilir. Saha çalışanları ve mühendisler bulguları doğrular, gerekli müdahaleyi yapar.

Her tahmin doğru çıkmayacaktır. Gereksiz kontrollerin maliyeti ve gözden kaçan sorunlar da ölçülmelidir.

Yine de belediyenin gündemine önemli bir soru yerleşir:

“Önümüzdeki günlerde hangi aksaklığı önleyebiliriz?”

Bir arızanın erken giderilmesi; yolun kapanmaması, suyun uzun süre kesilmemesi ve vatandaşın işinin aksamaması anlamına gelebilir.

En değerli hizmetlerden bazıları, sorun hiç yaşanmadığı için vatandaşın dikkatini çekmez.

Bu nedenle başarı raporları yalnızca yapılan müdahaleleri saymamalı; hizmetin sürekliliğini ve tekrar eden sorunların azalıp azalmadığını da göstermelidir.

Bütçenin gelecekteki yükü görünür olur

Bir tesisin yapım bedeli, o tesisin toplam maliyetinin yalnızca bir bölümüdür.

Personel, enerji, bakım ve yenileme giderleri yıllarca devam eder.

Yapay zekâ destekli bütçe yönetimi, yatırım seçeneklerini farklı gelir ve maliyet senaryolarında karşılaştırabilir.

Yeni tesis yapmak, mevcut tesisleri yenilemek veya kaynağı acil hizmet açıklarına ayırmak…

Her seçeneğin bugünkü bedeliyle gelecekteki yükü birlikte incelenir.

Ardından şu soru gelir:

“Bu projeyi seçtiğimizde hangi ihtiyacı bekletmiş olacağız?”

Ancak en düşük maliyet her zaman en doğru karar değildir.

Az yolcu taşıyan bir otobüs hattını kaldırmak tasarruf sağlayabilir. O hattı kullanan yaşlıların hastaneye erişimi zorlaşabilir.

Bu yüzden değerlendirmede güvenlik, aciliyet, eşit erişim ve uzun vadeli fayda da bulunmalıdır.

Aynı inceleme satın almalara uzanabilir. Karşılaştırılabilir işlerdeki fiyat farkları, tekrar eden ek maliyetler ve sürekli uzayan teslim süreleri denetçilerin dikkatine sunulabilir.

Bunlar suçun kanıtı değildir. Her bulgu uzman incelemesi ve açıklama gerektirir.

Fakat sorulması gereken soruların dosyaların arasında unutulması zorlaşır.

Ekranda tamamlanan iş, sahada da tamamlanmış mı?

Bir vatandaş başvuruyor:

“Annem tekerlekli sandalye kullanıyor. Kaldırımdan geçemiyoruz.”

Bir süre sonra dosyada şu ifade beliriyor:

“Tamamlandı.”

Peki, tamamlanan şey yazışma mı, ekibin görevlendirilmesi mi, kaldırımın gerçekten kullanılabilir hâle gelmesi mi?

Sistem, aynı adresteki bildirimleri ve yapılan işlemleri birlikte takip edebilir. Tekrarlanan şikâyetleri işaretleyebilir, gerekli durumlarda saha kontrolü isteyebilir.

Vatandaşın geri bildirimiyle tamamlanma kaydı çelişiyorsa dosya yeniden incelenir.

Böylece kapatılan başvuruyla çözülen sorun arasındaki fark görünür olur.

Telefonla ve yüz yüze gelen talepler de aynı düzene bağlanmalıdır. Dijital araç kullanamayan insan, belediyenin hafızasının dışında kalmamalıdır.

Vatandaşın belediyeye ulaşması kadar, başvurusunun sonuca ulaşması da önemlidir.

Başkanın, çalışanın ve vatandaşın rolü değişir

Bu modelde başkanın önüne daha fazla ayrıntı yığmak amaçlanmaz. Gerçekten onun muhakemesini gerektiren konular ayrılır.

Kritik kararlar; kanıtı, seçenekleri, maliyeti ve belirsizlikleriyle sunulur.

Çalışanların tekrar eden belge ve kayıt işleri azaltılabilir. Kazanılan zaman denetime, sahaya ve vatandaşı dinlemeye ayrılabilir.

Performans değerlendirmesi ise yalnızca işlem sayısına dayandırılmamalıdır. Zor bir sosyal hizmet dosyasıyla ilgilenen çalışanın emeği, kolay işlemlerin sayısı karşısında değersizleştirilemez.

Vatandaşın görüşleri de karar süreçlerine katılmalıdır. Dijital ortamda sesi az çıkanlara mahalle toplantıları ve saha çalışmalarıyla ulaşılmalıdır.

Hangi hizmetin neden önceliklendirildiği, hangi yatırımın neden ertelendiği açıklanmalıdır.

Yapay zekâ böylece yöneticinin bilgiye erişimini artırırken vatandaşın yönetimi değerlendirme imkânını da güçlendirebilir.

Dijital ikiz, yanlışları da çoğaltabilir

Geçmiş kararlarda eşitsizlik veya hatalı öncelikler bulunuyorsa bunları sorgulamadan öğrenen sistem, aynı sorunları daha hızlı tekrarlayabilir.

Bu nedenle belediyenin işleyişi başkanın kişisel tercihlerine indirgenemez.

Hukuk, kamu yararı ve eşit hizmet ilkeleri belirleyici kalmalıdır. Kişisel bilgiler korunmalı, vatandaş hatalı işlemlere itiraz edebilmelidir.

Sistemin kendisi de denetlenmelidir.

Belediyeye ne kadara mal oluyor? Hangi hizmeti iyileştiriyor? Tek bir şirkete bağımlılık oluşturuyor mu? İşlem kayıtları incelenebiliyor mu?

Küçük uygulamalarla başlanır. Sonuç ölçülür. İşe yaradığı gösterilen çözümler büyütülür.

“Yapay zekâ kullanıyoruz” cümlesi, tek başına başarı raporu değildir.


Geleceğin belediyesini değerlendirirken yine insanın hayatına bakacağız.

İşe ulaşmak kolaylaştı mı?

Tekrarlanan arızalar azaldı mı?

Hizmetler ihtiyaca daha doğru ulaştı mı?

Başvurular gerçekten çözüldü mü?

Yatırımlar beklenen faydayı sağladı mı?

Teknolojinin değeri; bir işçinin kazandığı zamanda, bir esnafın kesintiye uğramayan işinde, bir yaşlının aynı başvuru için yeniden yola çıkmamasında ortaya çıkacak.

Başkanın karşılaşacağı en zor sınav ise yine karar anında yaşanacak.

Sistem, uzun süredir savunduğu bir tercihin değiştirilmesi gerektiğini gösterebilir. Bulgular doğrulandığında yönetimin bunu dikkate alabilmesi gerekecek.

Geleceğin belediyesinde yapay zekâ daha fazlasını görecek, daha hızlı seçenek üretecek ve yetkisi içinde işleri yürütecek. Başkanın sorumluluğu ise devam edecek: Öncelikleri belirlemek, insanı gözetmek ve verilen kararların hesabını vermek.

Asıl dönüşüm, bu iki gücün vatandaşın hayatını iyileştirecek biçimde birlikte çalışmasında olacak.

Taşkın Koçak

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir