İhracatçının Önünü Açmadan 550 Milyar Dolar Hedefine Ulaşamayız
Türkiye Yüzyılı’nın en önemli hedeflerinden biri, ihracatımızı 550 milyar doların üzerine çıkarmak ve Türkiye’yi küresel ticaretin en güçlü aktörlerinden biri hâline getirmektir.
Bu hedefe yürekten inanıyorum.
Türkiye’nin üretim gücü, girişimcisi, sanayicisi ve yetişmiş insan kaynağı bu hedefi başarabilecek potansiyele sahiptir.
Ancak kendimize şu soruyu da samimiyetle sormamız gerekiyor:
Ülkemize döviz kazandıran ihracatçımızın önünü gerçekten açabiliyor muyuz?
Kanaatimce bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” demek oldukça zor.
Yıllardır ihracatçılarımızın dile getirdiği, ancak bir türlü çözülemeyen önemli sorunlardan biri de yeşil pasaport uygulamasıdır.
Şu an yürürlükteki sisteme göre ihracatçılarımızın yeşil pasaport alabilmesi için son üç takvim yılının yıllık ortalama mal ihracatının en az 500 bin ABD doları olması gerekiyor.
Üstelik bu rakam sadece bir kişi için geçerli.
İkinci kişi için 10 milyon dolar, üçüncü kişi için 25 milyon dolar, dördüncü kişi için 50 milyon dolar, beşinci kişi için ise 100 milyon doların üzerinde ihracat yapılması gerekiyor.
Kanaatimce bu kademeler, özellikle üretimin omurgasını oluşturan KOBİ’ler açısından oldukça yüksektir.
Elbette görevi gereği yurt dışına çıkan diplomatlarımızın, akademisyenlerimizin, güvenlik mensuplarımızın ve resmî görev üstlenen kamu görevlilerimizin yeşil pasaport hakkına kimsenin itirazı olamaz.
Ancak bugün yeşil pasaport sahibi olan birçok devlet memuru, aktif bir yurt dışı görevi bulunmaksızın bu pasaportu kişisel seyahatlerinde kullanabilirken; yılın büyük bölümünü fuarlarda, müşteri ziyaretlerinde, bayi toplantılarında ve yeni pazar arayışında geçiren, ülkemize döviz kazandıran ihracatçılarımızın çok ağır kriterlerle karşı karşıya bırakılması üzerinde yeniden düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.
Burada mesele birilerinin hakkını tartışmak değildir.
Asıl mesele, Türkiye’nin ihracatçısının önünü açmaktır.
Çünkü ihracatçı için pasaport bir ayrıcalık değildir.
Bir çalışma aracıdır.
Yeni müşteri demektir.
Yeni pazar demektir.
Yeni yatırım demektir.
Yeni sipariş demektir.
Yeni istihdam demektir.
Yeni üretim demektir.
En önemlisi, Türkiye’ye yeni döviz girdisi demektir.
Türkiye bugün yalnızca mevcut ihracatçılarını korumak değil, binlerce yeni ihracatçı yetiştirmek zorundadır.
Bunu yaparken de ihracatçının hareket kabiliyetini artıracak düzenlemeleri hayata geçirmek mecburiyetindeyiz.
Kanaatimce mevcut sistem daha teşvik edici ve daha kademeli bir yapıya dönüştürülmelidir.
Örneğin;
- 250 bin – 1 milyon ABD doları ihracat yapan firmaya 1 yeşil pasaport,
- 1 milyon – 5 milyon ABD doları ihracat yapan firmaya 2 yeşil pasaport,
- 5 milyon – 15 milyon ABD doları ihracat yapan firmaya 3 yeşil pasaport,
- 15 milyon – 30 milyon ABD doları ihracat yapan firmaya 4 yeşil pasaport,
- 30 milyon – 50 milyon ABD doları ihracat yapan firmaya 5 yeşil pasaport,
- 50 milyon – 100 milyon ABD doları ihracat yapan firmaya 6 yeşil pasaport,
- 100 milyon – 250 milyon ABD doları ihracat yapan firmaya 8 yeşil pasaport,
- 250 milyon ABD doları ve üzeri ihracat yapan firmalara ise en az 10 yeşil pasaport verilmesi değerlendirilebilir.
Ancak asıl önemli konu, bu hakkın sadece şirket sahibıyla sınırlandırılmamasıdır.
Çünkü günümüzde ihracatı tek başına firma sahibi yapmıyor.
İhracatı güçlü ekipler gerçekleştiriyor.
Bu nedenle;
- Yönetim kurulu üyeleri,
- Genel müdürler,
- İhracat müdürleri,
- Dış ticaret müdürleri,
- Uluslararası satış ve pazarlama yöneticileri,
- Yurt dışı iş geliştirme ekipleri,
- Ve fiilen ihracat faaliyetlerini yürüten profesyoneller de bu kontenjan kapsamında değerlendirilebilmelidir.
Çünkü fuara giden de onlardır.
Müşteriyi ziyaret eden de onlardır.
Yeni distribütör bulan da onlardır.
Sözleşme imzalayan da onlardır.
Yeni pazarı açan da onlardır.
550 milyar dolarlık ihracat hedefi, yalnızca fabrika kurarak gerçekleşmez.
O fabrikanın ürettiği ürünü dünyanın dört bir yanına taşıyacak insanların önünü açarak gerçekleşir.
Türkiye Yüzyılı’nda artık ihracatçıyı yoran değil, ihracatçıyı hızlandıran bir anlayışa ihtiyaç vardır.
Yeşil pasaport, ihracatçı için bir imtiyaz değil; ülkemizin ekonomik menfaatlerine hizmet eden stratejik bir çalışma aracıdır.
Dünyaya daha kolay ulaşan ihracatçı;
Daha fazla sipariş getirir.
Daha fazla üretim yapar.
Daha fazla istihdam oluşturur.
Daha fazla yatırım yapar.
Böylelikle ülkemize daha fazla döviz kazandırır.
Türkiye Yüzyılı’nda ihracatçının önündeki bürokratik engelleri azaltan her adım, aslında Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığına yapılmış stratejik bir yatırımdır.
Çünkü ihracatçının önünü açmak, sadece bir firmaya değil; Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaktır.
Saygılarımla
Taşkın Koçak
