Türkiye İçin Melez Yönetim Modeli ve 7 Bölge Başkanlığı Sistemi

Türkiye’nin Yüzyıllık Yönetim Deneyimi

Türkiye, imparatorluk bakiyesi bir devlet olarak taşra yönetimini her zaman stratejik bir mesele olarak görmüştür. Osmanlı döneminde en büyük idari birim eyalet idi ve başında Beylerbeyi bulunurdu. Beylerbeyi, doğrudan padişah adına eyaletin askerî ve idarî otoritesini temsil eder, hem devletin merkezi gücünü taşraya taşır hem de bölgesel güvenliği sağlardı.

Eyaletler ise sancaklara ayrılırdı. Sancakların başında Sancak Beyi yer alır, özellikle timar sisteminin uygulanmasından, güvenlikten ve vergi toplanmasından sorumlu olurdu. Böylece Osmanlı taşrasında iki ana makam öne çıkıyordu:

  • Beylerbeyi Makamı: Eyalet düzeyinde geniş yetkilere sahip en üst taşra yöneticisi.
  • Sancak Beyi Makamı: Bölgesel güvenlik, timar düzeni ve vergi toplama işlevlerini üstlenen yönetici.

Beylerbeyinin altında sancak beyleri, onların altında kazalarda kadılar ve nahiyelerde yerel temsilciler bulunurdu. Bu çok katmanlı yapı, imparatorluk boyunca hem otoriteyi hem de yerel düzeni sağlamada işlevsel oldu.

Cumhuriyet döneminde ise bu çok katmanlı sistem sadeleştirilerek vali–kaymakam modeli benimsendi. Valiler illerde, kaymakamlar ilçelerde devletin temsilcisi oldu. Bu yapı, özellikle güvenlik odaklı bir işlev gördü, devlet otoritesini korudu ve Türkiye’nin ayakta kalmasında kritik rol oynadı.

Ancak 21. yüzyılda Türkiye’nin karşısında yeni bir soru vardır:
Kalkınmayı hızlandırmak, bürokrasiyi azaltmak ve demokrasiyi güçlendirmek için bu sistem nasıl güncellenebilir?

Tamamen belediyelere dayalı bir yapı, idari kapasite eksikliği nedeniyle risklidir. Fakat mevcut kaymakam–vali sistemi de artık hantallaşmıştır. Bu noktada “Melez Model” önerimdir:

  • Bölge Başkanlığı: Stratejik koordinasyon ve büyük kalkınma vizyonu.
  • Vali ve Kaymakamlık: Devletin denetim ve güvenlik refleksi, daraltılmış görevlerle.
  • Belediye Başkanları: Halkın seçtiği ana hizmet sağlayıcı aktör.

Bu model, hem devletin güçlü yönünü korur hem de halkın yerel yönetime daha fazla katılımını sağlar.

Osmanlı ve ABD’de Yerel Yönetimin Modeli

Cumhuriyet döneminde Türkiye’de il ve ilçelerde iki başlı bir yönetim modeli ortaya çıkmıştır: bir yanda devletin atadığı vali ve kaymakamlar, diğer yanda halkın seçtiği belediye başkanları. Bu ikili yapı, karar alma süreçlerinde zaman zaman çatışma ve belirsizlik doğurmuş, halkın gözünde “asıl sorumlu kim?” sorusunu gündeme getirmiştir.

Oysa tarihsel ve güncel örneklere bakıldığında, tek başlı yönetim modelinin daha işlevsel olduğu görülür. Osmanlı’da sancak ve eyaletlerde yöneticiler (sancak beyleri, beylerbeyleri) tüm işlerden tek başına sorumluydu; güvenlikten vergiye, altyapıdan toplumsal düzenin korunmasına kadar her alan aynı otoritenin elindeydi. Benzer şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nde de belediye başkanları şehrin tek yetkili otoritesi kabul edilir. Asayişten ulaşıma, altyapıdan çevreye kadar bütün hizmetler seçilmiş başkanın uhdesindedir.

Türkiye’de ise terörle mücadele, siyasi kutuplaşma ve güvenlik riskleri nedeniyle böyle bir tam yetkili modelin uygulanması uzun süre mümkün olmamıştır. Fakat özlenen ve demokratik olarak en doğru model, Osmanlı’da olduğu gibi ve bugün ABD’de olduğu gibi, yerelde bütün yönetimin tek bir otoritede toplandığı; güçlü ama halkın denetimine açık bir sistemdir.

Bölge Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığının Yükünü Hafifletmek

Türkiye’nin mevcut başkanlık modeli, Cumhurbaşkanlığı makamı üzerinde çok ağır bir yük biriktirmektedir. Cumhurbaşkanı hem dış politika, hem güvenlik, hem ekonomi, hem de en küçük yerel meselelere kadar uzanan geniş bir sorumluluk alanıyla karşı karşıyadır. Bu durum, yürütmenin merkezindeki lideri sürekli yıpratmakta, stratejik vizyon geliştirmesini zorlaştırmaktadır.

Tam da bu noktada, Bölge Başkanlığı Sistemi devreye girmektedir. Atanmış bölge başkanları, merkezî yönetimin üzerindeki yükü hafifletecek ve bölgelerde kalkınmanın önünü açacaktır. Her bölge başkanı, kendi coğrafi alanında bakanlıkların taşra teşkilatlarını koordine edecek, belediye başkanlarını yönlendirecek ve yerelde kalkınma odaklı projeleri hayata geçirecektir. Böylece hem hizmet sunumunda hız ve etkinlik sağlanacak hem de merkezî otoritenin her ayrıntıyla uğraşmak zorunda kalmasının önüne geçilecektir.

Bölge başkanlarının devreye girmesi, Cumhurbaşkanlığı makamını da güçlendirecektir. Çünkü merkezî yönetim, yerel ve bölgesel meselelerle boğulmak yerine, dış politika, savunma, küresel ekonomi, stratejik yatırımlar ve uluslararası ilişkiler gibi büyük ölçekli konulara yoğunlaşma imkânı bulacaktır. Bu da Türkiye’nin küresel rekabette daha çevik ve daha güçlü bir aktör olmasını sağlayacaktır.

Kısacası, atanmış bölge başkanlıkları, hem içerde kalkınmanın motoru hem de merkezî otoritenin yükünü hafifleten bir kaldıraç olacaktır.

Seçimle Gelen Bölge Başkanlığına Doğru

Bölge başkanlıkları başlangıçta merkez tarafından atanarak göreve gelebilir. Ancak zamanla sistem olgunlaştığında bu makamların seçimle belirlenmesi de gündeme gelebilir. Fakat bunun gerçekleşebilmesi için öncelikle modelin çok sağlam temellere oturması gerekir. Bölge başkanlığı partiler üstü bir yapıda kurgulanmalı, ideolojik kamplaşmaların ya da güvenlik sorunlarının ortaya çıkmasına hiçbir şekilde izin vermemelidir.

Gerçek anlamda demokratik ve işlevsel bir seçimli bölge başkanlığı için, sistemin hem siyasi tarafsızlığı hem de güvenlik hassasiyetleri titizlikle korunmalıdır. Bu sağlandığında, bölge başkanlıkları halk iradesine dayalı olarak da güçlü ve istikrarlı biçimde çalışabilir.

Melez Modelin Yapısı

1. Bölge Başkanlığı

  • 7 coğrafi bölge esas alınır: Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu.
  • Her bölgenin bir bölge başkanı vardır. Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
  • Bölge başkanı, bölgedeki bakanlık teşkilatlarını koordine eder, bölgesel kalkınma stratejilerini uygular, kriz yönetiminde öncüdür.

1. 2 Bölge ve Başkentler

Türkiye’nin coğrafi bölgeleri, yönetimsel birim hâline gelir. Her bölgenin bir başkent şehri olur:

  • Marmara: İstanbul
  • Ege: İzmir
  • Akdeniz: Adana
  • İç Anadolu: Ankara
  • Karadeniz: Trabzon  
  • Doğu Anadolu: Erzurum
  • Güneydoğu Anadolu: Gaziantep

2. Valilik Sistemi (Daraltılmış Görevle)

  • Valiler, illerde devletin temsilcisi olarak kalır.
  • Ancak tüm hizmetlerin baş aktörü belediye başkanıdır.
  • Vali daha çok denetim, güvenlik ve kriz yönetimi görevleri üstlenir.
  • Proje ve bütçe planlamasında belediye başkanı öne çıkar.

2.1. Kaymakamlık Sistemi (Daraltılmış Görevle)

  • Kaymakamlar ilçelerde devletin gözü olur.
  • Belediye başkanı hizmet sunar, kaymakam sadece denetim ve güvenlik konularında aktiftir.
  • Afet, olağanüstü hâl, güvenlik krizlerinde kaymakam yetkisi devreye girer.

2.2. Belediye Başkanları

  • İl ve ilçe belediye başkanları, hizmetlerin ana sorumlusu olur.
  • Altyapı, ulaşım, çevre, eğitim yatırımları belediye eliyle yapılır.
  • Bölge başkanlığı ile koordineli çalışarak kalkınma projelerine dahil olur.

3. Bölge Başkanlığının Avantajları

3.1. Bölgesel Kalkınmayı Güçlendirme

Bölge başkanlığı, illeri ve ilçeleri tek bir stratejik plan çerçevesinde koordine eder. Örneğin:

  • Marmara’da sanayi–teknoloji entegrasyonu.
  • Ege’de turizm–tarım–yenilenebilir enerji sinerjisi.
  • Doğu’da tarım–hayvancılık–lojistik yatırımları.

Böylece her bölge, kendi özgün kalkınma kimliğini inşa eder.

3.2. Kaynakların Etkin Kullanımı

  • Aynı bölgede birbirini tekrar eden yatırımlar yerine ortak projeler yapılır.
  • Örneğin, her ilin ayrı ayrı büyük fuar alanı kurması yerine, bölgesel fuar ve kongre merkezleri inşa edilerek uluslararası çekim gücü sağlanabilir.
  • Sağlık yatırımlarında her ilde ağır maliyetli yüksek teknoloji hastaneler yerine, bölgesel sağlık kampüsleri kurulup ortak kullanılabilir.
  • Üniversiteler ve araştırma merkezleri dağınık şekilde küçük küçük açılmak yerine, bölgesel teknoloji ve inovasyon merkezleri ile güç birliği yapılabilir.
  • Tarımsal ürünlerin işlenmesi için her ilin ayrı ayrı fabrika kurması yerine, bölgesel tarım ve gıda işleme tesisleri ile maliyetler düşürülebilir, ihracat artar.

3.3. Kriz ve Afet Yönetiminde Güçlü Koordinasyon

  • Deprem, sel, yangın gibi afetlerde bölgesel kriz yönetim merkezleri hızlı karar alır.
  • İl ve ilçelerin tek tek koordinasyonu yerine bütün bölge tek elden yönetilir.

3.4. Demokrasi ile Devlet Gücünün Dengesi

  • Belediye başkanları hizmette güçlüdür, çünkü halk tarafından seçilmiştir.
  • Vali ve kaymakamlar devletin denetimini sürdürür.
  • Bölge başkanı kalkınma vizyonunu sağlar.

Böylece sistem üç ayaklı bir denge kurar: demokrasi – devlet – strateji.

4. Bölge Başkanlığının Bölgeyi Güçlendirme Etkisi

4.1. Ekonomik Güçlenme

  • Bölgesel planlama sayesinde yatırımlar bölgesel ihtiyaçlara göre yapılır.
  • İller arasındaki rekabet yerine bölgesel işbirliği artar.
  • Yabancı yatırımcılar için bölgesel kalkınma ajansları daha cazip olur.

4.2. Sosyal Güçlenme

  • Halk, sadece kendi ilinde değil, tüm bölgede söz sahibi olduğunu hisseder.
  • Bölge meclisleri, belediye başkanlarını ve sivil toplumu bir araya getirir.

4.3. Güvenlik Güçlenmesi

  • Terör sonrası bölgelerde asayişi sadece emniyet değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma projeleri sağlar.
  • Bölge başkanı, güvenlik ve kalkınmayı birlikte yönetir.

5. Bölge Başkanlığının Muhtemel Zayıflıkları

  • Bölge başkanının çok güçlü olması, valileri ve belediye başkanlarını gölgeleme riski taşır.
  • Valilik ve kaymakamlık devam ettiği için bürokrasi tam olarak sadeleşmez.
  • Bölgesel eşitsizlikler hâlâ devam edebilir; Marmara ve Ege hızlı ilerlerken Doğu geri kalabilir.

6. Bu Zaaflara Karşı Çözüm Mekanizmaları

  1. Güç yoğunlaşmasını önlemek için:
    • Bölge başkanlarının görev süresi sınırlı olmalı.
    • TBMM’ye yıllık rapor sunmalı.
    • Bölge meclisleriyle ortak çalışmalı.
  2. Bürokrasiyi azaltmak için:
    • Valilik ve kaymakamlık görevleri sadece denetim ve krizle sınırlandırılmalı.
    • Tüm hizmet belediyeler eliyle yürütülmeli.
  3. Bölgesel eşitsizlik için:
    • Güçlü bölgelerden geri kalmış bölgelere kaynak aktaran Bölgesel Denge Fonu kurulmalı.

7. Yönetim Şeklinin İşleyişi

  • İlçede: Belediye başkanı hizmeti yürütür, kaymakam denetler.
  • İlde: Belediye başkanı hizmetlerin lideridir, vali devletin gözetimindedir.
  • Bölgede: Bölge başkanı kalkınma vizyonunu uygular.
  • Merkezde: Bakanlıklar stratejik koordinasyonu sağlar.

8. Melez Modelin Türkiye’ye Katkıları

  • Demokratikleşme: Halkın seçtiği belediye başkanları gerçek güç kazanır.
  • Güçlü Devlet: Valilik ve kaymakamlık devletin refleksini sürdürür.
  • Kalkınma: Bölge başkanlıkları, ekonomik büyümeyi hızlandırır.
  • Adalet: Bölgesel fonlarla eşitsizlik azaltılır.
  • Şeffaflık: Dijital belediyecilik ve bölgesel bütçe platformlarıyla güven artar.

9. Sonuç: Geçiş İçin En Uygun Yol

Tamamen belediyelere dayalı radikal model, uzun vadede Türkiye için en ideal çözüm olabilir. Zira bugün 970 kaymakamlık ve 81 valilik bürokrasisi, devlete ciddi bir yük getirmektedir. Ancak mevcut siyasi ve toplumsal koşullar dikkate alındığında, “bölge başkanlığı + daraltılmış vali–kaymakam sistemi” ile oluşturulacak melez model, bugünün Türkiye’si için daha güvenli ve uygulanabilir görünmektedir.

Türkiye’de siyaset zaman zaman ideolojik uçlara savrulabilmekte, bu da devletin bekası açısından riskler doğurmaktadır. Eğer toplumun tüm kesimleri siyaseti ideolojik çatışma alanı değil, hizmet ve fayda üretme zemini olarak görürse, o zaman radikal model de güvenli bir şekilde hayata geçirilebilir. İdeoloji elbette olacaktır, fakat bu ideoloji devlet mekanizmasını zayıflatacak bir noktaya taşınmamalıdır.

Bu bakımdan melez model, bir geçiş süreci olarak Türkiye’ye önemli avantajlar sağlayacaktır:

  • Devletin tecrübesini korur,
  • Belediyelerin gücünü artırır,
  • Bölgesel kalkınmayı hızlandırır,
  • Halkın demokrasiye katılımını güçlendirir.

Son tahlilde, yönetici kadroların birinci hedefi her zaman ülkesine, şehrine ve ilçesine hizmet etmek olmalıdır.

Tabii ki böylesine köklü bir model için çok etraflı ve kapsamlı bir çalışma yapmak gerekir. Burada ortaya konulan çerçeve, yalnızca genel bir vizyonu işaret etmektedir; böyle bir modeli bir yazıda bütünüyle anlatmak mümkün değildir.

Saygılarımla

Taşkın Koçak

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir