Sabır ve Tevekkülün Önemi, İbrahim Hakkı’nın Sözlerinde Saklı Bilgelik

Hayat, insana hem beklenmedik zorluklar hem de umulmadık güzellikler ile birlikte bir yolculuktur. İbrahim Ethem’in dile getirdiği gibi “Hak şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler. Arif anı seyreder, görelim Mevla neyler.” sözü, bu yolculuğun temel dinamiklerini kavramamızı sağlayacak bir bilgelik sözüdür. Tarih boyunca pek çok bilge ve mutasavvıf, insanın yaşadığı sıkıntıların ardında aslında büyük hayırlar barınabileceğini bildirmiştir. Fakat modern zamanlarda, hemen her şeye hızlıca ulaşma arzusuyla birlikte sabır ve tevekkül kavramları biraz geride kalmış gibi görünmektedir. Bu nedenle, İbrahim Ethem’in sözleri bizlere manevî bir rehberdir.

Öncelikle, “Hak şerleri hayr eyler” ifadesi, zahirde olumsuz gibi görünen olayların aslında insan için bir sınavdır. Bu durum, aynı zamanda fırsatların kapılarını aralar. Günlük yaşamda sıkça yaşadığımız stres, endişe, kaygı ve başarısızlık hisleri, ilk bakışta moral bozucu gibi görünsede. Ancak yaşanılan her aksilik, insanı farklı yollara sürükleyerek yeni deneyimler kazanmasını ve içsel gücünü keşfetmesine vesiledir. Örneğin, iş hayatında karşılaştığımız bir başarısızlık, daha sonra çok daha iyi bir pozisyona geçmemize veya kendimizi geliştirecek bir eğitime yönelmemize imkan sağlayabilir. Aynı şekilde, ilişkilerde yaşadığımız hayal kırıklıkları, bizi kendimize dönmeye ve duygusal olgunluk kazanmaya sevk eder. Bu anlamda, hayatın zorluklarını toptan bir kayıp olarak değil, bir dönüşüm ve olgunlaşma süreci olarak görmek gerekir.

Kaybettiğimiz bir iş fırsatı daha sonra daha iyi bir kariyer yolunu açabilir. Ayrılıklar yeni, sağlıklı ilişkilerin kapısını aralayabilir. Başarısız olduğumuz bir sınav veya proje, yeteneklerimizi geliştirmemize vesile olabilir. Bütün bu örnekler, ilk anda olumsuz ya da “şer” gibi görünen olayların, aslında insanın gelişim sürecine hizmet edebileceğini açıkça göstermektedir.

“Zannetme ki gayr eyler” kısmında ise insanın olayları tek yönlü yorumlama eğilimi ele alınır. Bazen öyle durumlarla karşılaşırız ki içinde bulunduğumuz andaki olumsuzluk, bizi duygusal açıdan büyük bir buhrana sürükler. Oysa ki Allah’ın veya hayatın, o hadiseyi bizim daha fazla güçlenmemiz veya yeni bir bakış açısı kazanmamız için planlamış olması mümkündür. Modern insanın pek çoğunun sergilediği aceleci tutum, bu büyük resmi kaçırmamıza sebep olmaktadır. Her şeyin hemen ve kontrolümüz altında gelişmesini istediğimiz için, yaşananların gerisindeki hikmeti göremeyiz.

Burada devreye giren “Arif anı seyreder, görelim Mevla neyler.” ifadesi, sabır ve tevekkül olgusuna atıfta bulunur. Arif, yani bilge kişi, yaşadığı sıkıntıların ya da görünürdeki kayıpların arkasında daha derin anlamlar yattığını bilir. Bu yüzden, çabaladıktan ve elinden geleni yaptıktan sonra sonucu sakince beklemeyi tercih eder. Günümüzün hızlı temposunda ise “beklemek” fiili çoğu insana zaman kaybı gibi gelir. Fakat bilgece bir bekleyiş; iç huzurun sağlanması, stresin azalması ve insanın kendini geliştirerek daha güçlü bir karaktere bürünmesi açısından paha biçilemezdir.

Modern yaşam, hızlı değişimler ve rekabet baskısı altında şekilleniyor. Sosyal medya, sürekli bir kıyaslama duygusu ve anlık tatmin arayışına sürükleyerek sabrı ve tevekkülü zorlaştırıyor. Böyle bir atmosferde İbrahim Ethem’in öğüdünü hatırlamak, “Acaba bana olumsuz gibi gelen bu deneyimin altında ne gibi bir hayır yatıyor olabilir?” sorusunu sormak büyük önem taşıyor. Bu bakış açısı hem psikolojik sağlamlığı hem de manevi dengemizi güçlendirir. Kayıplara, hayal kırıklıklarına ve beklenmedik yol ayrımlarına, “Bu olay beni nasıl büyütebilir, hangi farklı kapılar açabilir?” sorusuyla yaklaşmak, büyük bir özgürleşme sağlar.

Sonuç olarak, İbrahim Ethem’in sözleri, modern yaşamın telaşında çoğunlukla göz ardı ettiğimiz sabır, teslimiyet ve tevekkül kavramlarının özünü yakalamamıza yardımcı olur. Hayatın getirdiği acı tecrübeler, dışarıdan bakıldığında şer gibi görünebilir; ancak içsel dönüşüm ve gelişim için eşsiz fırsatlar barındırır. “Hak şerleri hayr eyler” dizeleri, tam da bu fırsatların değerini vurgularken, bizi biraz yavaşlamaya, düşünmeye ve olumlu bir bakış açısıyla ilerlemeye davet eder. Zira en zorlu sınavlar, en büyük hikmetlerin anahtarı olabilir.

Saygılarımla

Taşkın Koçak

01.04.2025

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir