Yapay Zekâ Üniversiteleri Kapatmayacak, Ama Vasat Olanı Ortadan Kaldıracak

Yapay zekâdaki baş döndürücü gelişmeler, yalnızca teknolojik bir dönüşümü değil; aynı zamanda üniversitenin varlık sebebini yeniden tartışmaya açan tarihsel bir kırılmayı işaret etmektedir.

Bugün sıkça sorulan soru şudur: Hangi bölümler ortadan kalkacak?

Ancak bu soru eksiktir. Asıl sorulması gereken şudur: Üniversite, mevcut haliyle bu dönüşüm karşısında nasıl ayakta kalacaktır?

Çünkü yapay zekâ, belirli meslekleri değil; doğrudan doğruya üniversitenin üzerine kurulu olduğu bilgi modelini sarsmaktadır.

Modern üniversite, büyük ölçüde şu varsayım üzerine kurulmuştur: Bilgi sınırlıdır, erişimi zordur ve onu aktaran kurum üniversitedir. Oysa bugün bu varsayım geçerliliğini yitirmektedir. Bilgi artık sınırsızdır, anlıktır ve büyük ölçüde erişilebilirdir. Yapay zekâ, yalnızca bilgiye ulaşmayı değil; aynı zamanda bilgiyi analiz etmeyi, yorumlamayı ve üretmeyi mümkün kılmaktadır.

Bu durum üniversitenin klasik rolünü doğrudan sorgulatmaktadır. Üniversite bilgi aktaran bir kurum olmaya devam edebilir mi?

Bugün birçok alanda yapay zekâ; hukukta içtihat taramakta, finans alanında analiz yapmakta, mühendislikte tasarım önermekte, dil ve çeviri süreçlerinde insan seviyesine yaklaşmaktadır. Bu tablo açık bir gerçeği ortaya koymaktadır:

Sorun bazı bölümlerin ortadan kalkması değil, üniversitenin ne öğreteceği sorusudur.

Elbette bazı alanlar ciddi şekilde dönüşecektir. Klasik muhasebe, standart hukuk uygulamaları, tekrara dayalı mühendislik görevleri ve veri yorumlamaya dayalı bazı sosyal bilim alanları büyük ölçüde otomasyona geçecek ya da yeniden tanımlanacaktır. Ancak daha çarpıcı olan şudur:

Yapay zekâ ortalama insanı zorlayacaktır; üst düzey düşünebilen, analiz edebilen ve anlam üretebilen insanı değil.

Dolayısıyla mesele bölümlerin kapanması değil, vasatın ortadan kalkmasıdır.

Bu noktada üniversiteler açısından en kritik kırılma ortaya çıkmaktadır. Üniversiteler mezun vermeye devam edebilir; ancak bu mezunlar yapay zekâ karşısında ne kadar anlamlı olacaktır?

Eğer üniversiteler hâlâ ezbere dayalı, bilgi aktaran ve standart beceriler kazandıran bir modelle devam ederse, kaçınılmaz olarak işlev kaybına uğrayacaktır.

Bu nedenle açık bir tespit yapmak gerekir:

Yapay zekâ üniversiteleri kapatmayacaktır; ancak vasat üniversiteyi ortadan kaldıracaktır.

Bu durum Türkiye açısından daha da kritik bir hal almaktadır. Çünkü üniversitelerimizi hâlâ öğrenci sayısı, fiziki büyüklük ve akademik yayın sayısı gibi ölçütlerle değerlendirme eğilimindeyiz. Oysa yapay zekâ çağında asıl kriter değişmektedir.

Üniversite ne kadar bilgi üretiyor değil, ne kadar fark oluşturuyor sorusu belirleyici hale gelmektedir.

Bu noktada YÖK’ün, rektörlerimizin ve akademik liderliğin önünde tarihi bir sorumluluk bulunmaktadır. Bu sorumluluk mevcut sistemi sürdürmek değil, geleceğin üniversite modelini inşa etmektir.

Peki bu yeni model nasıl olmalıdır?

Kanaatimce üç temel dönüşüm kaçınılmazdır.

Birincisi, ezberden düşünmeye geçiştir. Üniversiteler artık bilgi öğretmemelidir; çünkü bilgi zaten erişilebilir hale gelmiştir. Üniversiteler düşünmeyi, sorgulamayı, analiz etmeyi ve anlam üretmeyi öğretmelidir.

İkincisi, bölüm bazlı yapıdan problem bazlı yapıya geçiştir. Günümüz dünyasında sorunlar disiplinler arasıdır. Ancak üniversiteler hâlâ bölümler üzerinden yapılandırılmaktadır. Geleceğin üniversitesi, bölümler üzerinden değil, çözülmesi gereken problemler üzerinden kurgulanmalıdır.

Üçüncüsü, mezun veren kurumdan etki üreten kuruma dönüşümdür. Üniversitenin başarısı artık mezun sayısıyla değil; ürettiği etki, geliştirdiği çözümler ve yön verdiği alanlarla ölçülmelidir.

Burada önemli bir uyarı yapmak gerekir. Eğer üniversiteler bu dönüşümü gerçekleştiremezse, öğrenme üniversite dışına kayacak, yetkinlik farklı platformlarda gelişecek ve üniversiteler giderek sembolik kurumlara dönüşecektir.

Bu noktada şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Üniversite geleceğin merkezinde mi olacak, yoksa geçmişin bir kurumu olarak mı kalacaktır?

Bu sorunun cevabı yalnızca akademiyi değil, doğrudan doğruya ülkenin geleceğini belirleyecektir.

Çünkü yapay zekâ çağında güçlü olan ülkeler, sadece teknoloji üretenler değil; düşünce üreten, yön belirleyen ve insan yetiştirme modelini doğru kuran ülkeler olacaktır.

Son olarak şu tespiti yapmak gerekir:

Üniversite artık bilgiye erişim sağlayan bir yer değildir. Üniversite, bilgiyi anlamlandıran ve yön veren bir merkez olmak zorundadır.

Eğer bu dönüşüm sağlanamazsa, üniversiteler varlıklarını sürdürebilir; ancak etkilerini kaybeder.

Ve etkisini kaybeden bir üniversite, aslında geleceği kaybetmiş demektir.

Saygılarımla.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir