Son yıllarda küresel ekonomi tartışmalarının merkezinde tek bir soru var:BRICS ülkeleri ABD dolarını tahtından edebilir mi?
Bu soru ilk bakışta cazip, hatta heyecan verici görünüyor. Çin yükseliyor, Rusya yaptırımlar altında alternatifler arıyor, Körfez ülkeleri daha çok yönlü bir dil kuruyor, BRICS genişliyor. Ancak meseleye biraz yakından bakıldığında, bu sorunun cevabı sloganlarla değil;sistemle verilmek zorunda.
Önce şunu netleştirelim: BRICS’in dolar karşıtı söylemi yeni değil. 2009’da Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika bir araya geldiğinde temel hedef, küresel sistemde daha fazla söz sahibi olmaktı. Zamanla bu hedef, özellikle Batı yaptırımlarının artmasıyla birlikte, “dolar bağımlılığını azaltma” fikrine evrildi. Son yıllarda BRICS’e İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Etiyopya ve Endonezya gibi ülkelerin katılması da bu arayışın bir uzantısı.
Ancakdoları tahtından etmek, dolar kullanmamakla aynı şey değildir. Burada çoğu zaman yapılan hata tam da budur.
ABD dolarının küresel gücü, yalnızca ABD ekonomisinin büyüklüğünden kaynaklanmaz. Asıl güç, ABD’nin II. Dünya Savaşı sonrasında kurduğuçok katmanlı kurumsal ve normatif mimariden gelir. ABD, ekonomik ağını yalnızca ticaretle değil; kurumlarla, kurallarla ve meşruiyetle tamamlamıştır.
Birleşmiş Milletler sistemi, savaş sonrası dünyanın siyasi meşruiyet zeminini oluşturdu. IMF ve Dünya Bankası, küresel finansal düzenin omurgası hâline geldi. GATT’la başlayan ve daha sonra Dünya Ticaret Örgütü’ne dönüşen ticaret rejimi, küresel ticaretin kurallarını yazdı. Dünya Sağlık Örgütü, UNESCO ve FAO gibi yapılar, bu düzenin sosyal ve insani katmanlarını inşa etti. NATO ise tüm bu ağın güvenlik sigortası olarak işledi.
Bu kurumlar yalnızca “teknik” yapılar değildir. Bunlar, ABD’nin kurduğu ekonomik modelinhukuki, politik ve normatif çerçevesini oluşturdu. Dolar, bu çerçevenin içinde anlam kazanarak güçlendi. Yani doların gücü, yalnızca bir para birimi olmasından değil; arkasında duran sistemin bütününden gelir.
İşte BRICS’in zorlandığı yer tam olarak burasıdır.
BRICS ülkeleri, ticarette kendi para birimlerini kullanarak doların payını azaltabilir. Nitekim bunu kısmen yapıyorlar. Çin ile Rusya arasındaki ticarette doların payı düşüyor. Körfez ülkeleri enerji ticaretinde farklı para birimlerini denemeye açık davranıyor.
Fakat bunların hiçbiri,küresel ölçekte bir “rezerv para düzeni” kurmak için yeterli değildir.
Bir paranın küresel rezerv para olabilmesi için dört temel unsur gerekir:
Finansal derinlik, hukuki güvenlik, siyasi istikrar ve küresel likidite sağlayabilme kapasitesi. ABD doları bu dört başlığın tamamında hâlâ açık ara öndedir. ABD Hazine tahvilleri dünyanın en derin ve en likit piyasasını oluşturur. Küresel kriz anlarında sermaye hâlâ dolara ve ABD tahvillerine kaçmakta. Çünkü sistem, risk anında bu limana sığınmayı ister isteemz her zaman benisemiştir.
BRICS ülkeleri ise bu alanlarda parçalı bir görüntüye sahipler. Çin büyük bir ekonomik güçtür ama sermaye hareketleri üzerindeki kontrol, yuanın küresel rezerv olmasını engellemektedir. Rusya yaptırımlar nedeniyle sistem dışına itilmiştir. Hindistan büyüyen ama henüz finansal derinliği sınırlı bir ekonomidir. Brezilya ve Güney Afrika bölgesel güçlerdir; küresel finansı taşıyacak ölçekte değillerdir. Yeni katılan ülkeler ise daha çok jeopolitik denge arayışı içindedirler.
Bu nedenle BRICS, doların yerine geçebilecek tek merkezli bir alternatif üretmesi o kadar kolay değildir. Ortak bir BRICS para birimi tartışmaları da bu yüzden şimdilik söylem düzeyinde kalmaktadır. Çünkü ortak para, ortak mali disiplin, ortak hukuk ve ortak siyasi irade gerektirir. BRICS’in en zayıf noktası da tam burada ortaya çıkamakta: ortak irade eksikliği.
ABD’nin BRICS’e verdiği sert tepkiler, özellikle Trump’ın “doların tahtına kimse göz dikemez” minvalindeki açıklamaları aslında bu gerçeğin Washington tarafından da ciddiye alındığını bir işaretidir. ABD, BRICS’i bugün için varoluşsal bir tehdit olarak henüz görmüyor; ama uzun vadede doların etrafında örülen ağlar ile daraltılmasını da hafife almıyor.
Burada kritik ayrımı yapmak gerekir:
BRICS, doları yıkmaya değil; doların tek seçenek olduğu düzeni daraltmaya çalışıyor. Bu durum, anlaşılabilir daha gerçekçi bir hedeftir. ABD’nin kurduğu sistem çökmüyor; ama esniyor. Çok kutuplu bir dünyada, dolar hâlâ merkezde kalırken, çevresinde daha fazla yerel ve bölgesel para birimi dolaşıma giriyor.
Sonuç olarak:
BRICS ülkeleri, kısa ve orta vadede ABD dolarını tahtından edemez. Çünkü dolar yalnızca bir para değil; kurumlar, kurallar ve güvenlik ağıyla desteklenen birsistem parasıdır. BRICS’in yaptığı ise bu sisteme itiraz etmekten çok, sistem içindedaha fazla manevra alanı açmaya çalışmaktır.
Tarih bize şunu göstermişitir: Büyük para düzenleri bir gecede yıkılmaz. Ama zamanla dönüşür. BRICS bu dönüşümün işaretlerinden biridir; fakat henüz yeni bir taht kurabilecek güçte değildir.
Saygılarımla
Taşkın Koçak
*Dolar hâlâ ayakta. BRICS ise henüz rakip olmaktan çok, rahatsız edici bir hatırlatmadır: Dünya değişiyor, ama sistem kolay teslim olmuyor.*
Taşkın Koçak
